Kaldırım Taşları

Bin dokuz yüz yirmi üç kaldırım taşı saydı.
Şu sokağın başında Ebu Bekir olsaydı
Haykırırdı amansız söylenecek sözleri
Ve utanca bürünmüş o mestûre gözleri
Ya yerlerde uzanır ya âfâkı tarardı.
Diye düşündü, birden bütün sokak karardı.
Arkasına döndü ki bulutlar peşi sıra,
Gölgelerde katıldı bu isyankâr fasıla.
Çepeçevre fuhşiyat, laçkalaşmış çehreler…
Durdular ve hilkatin sesini dinlediler.
-Bu gidiş nereyedir?
-Atom parçalamaya…
(Gök sitemle gürledi)
-Ya değerler ya maya?!
-Yahu sen de be adam! Ne sanıyorsun bizi ?
Kalbimiz pırıl pırıl, yüzümüzden nur izi.
Dedem camiye gider, ninem Kur’an okurdu.
Şimdi biz kafir miyiz? Bunu kimler uydurdu ?
-Sizler bu mahlûkatın en üstünlerisiniz.
Hayvanlar alemine niçin özenirsiniz?
Allah zekâ vermişken bedeniyle bilinmek
Açılmak, teşhir etmek ve dünyadan silinmek
Acep neden hoş gelir güzel genç kızlar size ?
İnci gösterilir mi hiç azılı hırsıza ?
Allah kıyamet günü sormaz ki dedenizi.
Hayır! Kökten bir tövbe siler geçmişinizi
-Gençliğim ne olacak? Güzelliğim?
-Dert etme!
Bir hayır işlemek için bir saniye bekletme
Ki sırrına varasın şu kadim hakikatin!
Güzellik ne yüzdedir ve ne bedende lakin
Güzellik kalplerdedir, üstünlük takva ile.
Ve unutma sonunda kurarsın bir aile
Bir sarrafın elinde değerlenir gençliğin.
Ruh yanında maddiyat mâhkumudur hiçliğin.

MUZAFFER FIRAT

Bir Cevap Yazın